Kelebeğin Dersi


Kızımın ana sınıfı etkinliklerinde öğrendiğim bir hikaye; 
Bir gün, kozada küçük bir delik belirdi; bir insan oturup kelebeğin saatler boyunca bedenini bu küçük delikten çıkarmak için harcadığı çabayı izledi.
Ardından sanki ilerlemek için çaba harcamaktan vazgeçmiş gibi geldi insana. Sanki elinden gelen her şeyi yapmış ve artık yapabileceği bir şey kalmamış gibiydi.
Böylece insan, kelebeğe yardım etmeye karar verdi; eline küçük bir çakı alıp kozadaki deliği büyütmeye başladı.
Bunun üzerine kelebek kolayca kozasından çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük kanatları buruş buruştu.
İnsan izlemeye devam etti çünkü her an kelebeğin kanatlarının açılıp genişleyeceğini ve bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu.
Ama bunlardan hiçbiri olmadı! Kelebek hayatının geri kalanını kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi.
Ne kadar denese de asla uçamadı.
İnsanın iyi niyeti ve yardım severliği ile anlayamadığı şey: Kozanın kısıtlayıcılığının ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten çıkmak için göstermesi gereken çabanın, sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede kozanın kısıtlayıcılığından kurtulduğu anda uçmasını sağlamak için seçtiği yoldu.
Bazen yaşamda tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey çabalardır. Eğer hayat herhangi bir çaba olmadan ilerlemenize izin verseydi o zaman, bir anlamda, sakat kalırdık. O zaman olabileceğimiz kadar güçlenemezdik. Asla uçamazdık.
Öyleyse güçlükler hiçbir zaman bizleri yıldırmamalı. Her güçlükten sonra güç kazandığımızın farkına varmalıyız.



Baharın bereketi üzerinizde olsun!







(Hıdrellez), Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir.
 Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdrellez günü, Hızır ve İlyas'ın yeryüzünde buluştukları gün olduğu sayılarak kutlanmaktadır. İslam coğrafyasına bakıldığında Hıdrellez gününün yoğunlukla Türkiye’de kutlanıldığı görülmektedir. 

Hıdrellez günü, Gregoryen takvimi (Miladi takvimi)ne göre 6 Mayıs, eskiden kullanılan Rumi takvim olarak da bilinen Jülyen takvimine göre 23 Nisan günü olmaktadır.

6 Mayıs’tan 8 Kasım'a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 6 Mayısa kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığını gösteriyor.


Kısaca: Hızır ve İlyas peygamberin yeryüzünde buluşup darda kalanlara, isteği olanlara, zorluk çekenlere yardım ettiği rivayet edilen gün. Hızır'ın karada, İlyas ’ın denizde hiç umulmayan bir zamanda çıkıp geldiği söylenir. 6 mayıs aynı zamanda baharın başlangıcı, bereket ve bolluğa adım atış günüdür.

Baharın müjdecileri tezgâhlarda

Bu aydan itibaren soğuklar yavaş yavaş yerini güneşli ve ılık günlere doğru terk ederken, tezgahlarda da sağlıklı bir yaşam için birbirinden lezzetli alternatifler bizi bekliyor olacak. Bu vesileyle bir kez daha hatırlatalım, uzmanlar da her şeyi mevsiminde yemenin daha doğru olduğu konusunda sık sık hatırlatmalar yapıyorlar. Mayıs ayında gönül rahatlığıyla neleri tüketebiliriz?

HANGİ BALIKLARI YEMELİYİZ?
Mayıs ayı itibarıyla kılıç ve kırlangıcın yanı sıra; barbunya, levrek ve dil balığı da sofralarımıza konuk oluyor.

BAHARIN MÜJDECİSİ ÇİLEK
Mayıs ayı için çilek ayı diyebiliriz. Çilek, son derece kısa ömürlü bir meyve olduğu için, doğru zamanı olan mayıs ayında tüketilmesi önerilir. Hem lezzetli hem de tam bir vitamin ve mineral kaynağı olduğu için oldukça sağlıklıdır. Çileği bol bol alıp bir kısmını meyve olarak tüketebilir, bir kısmını da taze reçel yaparak kahvaltılarınız da tüketebilirsiniz. Çileğin dışında yeşil erik, malta eriği (yenidünya), çağla ve dut da bu mevsimde tüketilmelidir.


EN LEZZETLİ KUZU ETİ BAHARDA ÇIKAR
Bahar ayları, kuzu etinin en taze ve lezzetli zamanı… Dolayısıyla etli yemeklerinizde kuzu etini tercih edebilirsiniz. Eğer yemek planınızda kuzu eti varsa, daha önceki öğünlerinizi hafif ve sağlıklı tutmakta, açık havada düzenli yürüyüşler yapmakta da fayda var. Böylece kışın aldığınız fazla kilolardan da kolaylıkla kurtulabilirsiniz.